Önce
kelime vardı” diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimelerden önce de
Yalnızlık vardı ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık.
Oğuz Atay, Tutunamayanlar
Bir zamanlar yalnızlık Tanrı’ya
mahsustu. Tanrı, doğmamış ve doğrulmamış
olmanın büyük yalnızlığını çekiyordu. Başlangıçta Tanrı göğü ve yeryüzünü
yarattı. Yeryüzü ıssız ve boştu; karanlıklar uçurumu örtüyor ve Tanrı’nın ruhu
suların üzerinde dalgalanıyordu. Tanrı evreni yarattıktan sonra altıncı gün
insanı yaratmaya karar verdi. Böylece insanlarla uğraşarak vakit geçirebilecek
ve bazen de peygamberler aracılığıyla insanlarla konuşarak yalnızlığını
dindirebilecekti. Altıncı gün Tanrı insanı kendi suretinden, yalnızlığın
suretinden yarattı. Adem ve Havva sonsuz mutluluğun içinde yapayalnızdılar.
Belki de Chuck Palahnuik haklıydı. Adem’le Havva yasak elmayı cennet
bahçesindeki sonsuz mutluluk çok sıkıcı olmaya başladığı için yemişlerdi.
Selim İleri’nin “Dostlukların Son Günü”
öyküsünün başkahramını Kemal, yalnızlıklarını paylaşmaya çalışan bir
karakterdir. Kemal, iki kişilik bir
ailenin üçüncü kişisi olmaya çalışır. Gün geçtikçe Kemal’in o evdeki varlığı
ağırlaşmaya başlar. Hiçbir eve ait olmayışından gelen yalnızlığı siner evin her
tarafına ve evin huzurunu kaçırır.
Kemal yalnızlığının içinde kaybolmamak için varolabildiği tek yere, Ali’lerin
evine gider. Kemal, Ali’lerin evinde güzel gecelerin sevincini yitirir. Onuru
kırılır. Yalnızlığı, en yakın dostu tarafından sürekli yüzüne vurulur. Küçüklüğünden beri başkalarının evinden
çıkmayışı bundandır. Yalnızlığını paylaşamadıkça her yeri acıyacaktır çünkü
Kemal’in. Hiçbir zaman kapanmayacak bir yaradır çünkü onun yalnızlığı. Arada
sırada tekmelenmeye razı bir sokak köpeği gibi sığınmıştı ikisine.
Yalnızlığından Gülten’in acımalarına ve Ali’nin hor görmelerine sığınmıştı.
Kendi başına kalmaktan daha az acı veriyordu belki bütün bunlar. Yalnızlığını
bir az olsun unutabilecekse katlanmaya değerdi.
Bir çiçek gönderip, elvada diyebilmek o kadar kolay değildi. İşin ucunda her
daim koynunu açmış bekleyen yalnızlık vardı. Kemal ya o çiçekleri gönderip
yalnızlığın koynuna girecek ya da çiçekleri göndermeyip yalnızlığı kısa bir
süre daha oyalamaya devam edecekti.
İnsan kendi için içindeki o kalabalığı
bulamadığı sürece Kemal’in tutamak sorunu onu koyu bir yalnızlığa çekip
duracaktır. Tanrı’nın attığı ilk yalnızlık çığlığı Kemal’in içinde yankılanmaya
her zaman devam edecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder