8 Şubat 2016 Pazartesi

Selim İleri, Dostlukların Son Günü Üzerine

Önce kelime vardı” diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimelerden önce de Yalnızlık vardı ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık.

Oğuz Atay, Tutunamayanlar

  Bir zamanlar yalnızlık Tanrı’ya mahsustu.  Tanrı, doğmamış ve doğrulmamış olmanın büyük yalnızlığını çekiyordu. Başlangıçta Tanrı göğü ve yeryüzünü yarattı. Yeryüzü ıssız ve boştu; karanlıklar uçurumu örtüyor ve Tanrı’nın ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. Tanrı evreni yarattıktan sonra altıncı gün insanı yaratmaya karar verdi. Böylece insanlarla uğraşarak vakit geçirebilecek ve bazen de peygamberler aracılığıyla insanlarla konuşarak yalnızlığını dindirebilecekti. Altıncı gün Tanrı insanı kendi suretinden, yalnızlığın suretinden yarattı. Adem ve Havva sonsuz mutluluğun içinde yapayalnızdılar. Belki de Chuck Palahnuik haklıydı. Adem’le Havva yasak elmayı cennet bahçesindeki sonsuz mutluluk çok sıkıcı olmaya başladığı için yemişlerdi.

  Selim İleri’nin “Dostlukların Son Günü” öyküsünün başkahramını Kemal, yalnızlıklarını paylaşmaya çalışan bir karakterdir.  Kemal, iki kişilik bir ailenin üçüncü kişisi olmaya çalışır. Gün geçtikçe Kemal’in o evdeki varlığı ağırlaşmaya başlar. Hiçbir eve ait olmayışından gelen yalnızlığı siner evin her tarafına ve evin huzurunu kaçırır.
Kemal yalnızlığının içinde kaybolmamak için varolabildiği tek yere, Ali’lerin evine gider. Kemal, Ali’lerin evinde güzel gecelerin sevincini yitirir. Onuru kırılır. Yalnızlığı, en yakın dostu tarafından sürekli yüzüne vurulur.  Küçüklüğünden beri başkalarının evinden çıkmayışı bundandır. Yalnızlığını paylaşamadıkça her yeri acıyacaktır çünkü Kemal’in. Hiçbir zaman kapanmayacak bir yaradır çünkü onun yalnızlığı. Arada sırada tekmelenmeye razı bir sokak köpeği gibi sığınmıştı ikisine. Yalnızlığından Gülten’in acımalarına ve Ali’nin hor görmelerine sığınmıştı. Kendi başına kalmaktan daha az acı veriyordu belki bütün bunlar. Yalnızlığını bir az olsun unutabilecekse katlanmaya değerdi.
Bir çiçek gönderip, elvada diyebilmek o kadar kolay değildi. İşin ucunda her daim koynunu açmış bekleyen yalnızlık vardı. Kemal ya o çiçekleri gönderip yalnızlığın koynuna girecek ya da çiçekleri göndermeyip yalnızlığı kısa bir süre daha oyalamaya  devam edecekti.
 
  İnsan kendi için içindeki o kalabalığı bulamadığı sürece Kemal’in tutamak sorunu onu koyu bir yalnızlığa çekip duracaktır. Tanrı’nın attığı ilk yalnızlık çığlığı Kemal’in içinde yankılanmaya her zaman devam edecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder